Araştırmacı-yazar Hakkı Öznur, Büyük Birlik Partisi (BBP) Kurucu Genel Başkanı merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun şehadet yıldönümü ve devam eden hukuki süreçlerle ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. Öznur, Yazıcıoğlu’nun 40 yıllık siyasi yaşamı boyunca Türkiye’nin millî bağımsızlığını savunduğunu, emperyalist odakların ve terör örgütlerinin karşısında dimdik durduğu için hedef alındığını vurguladı.

’40 YILLIK MÜCADELE, KÜRESEL ODAKLARA KARŞI VERİLDİ’
Hakkı Öznur, Muhsin Yazıcıoğlu’nun siyasi hayatı boyunca Gladio, Çekiç Güç, ABD, AB, Siyonist çevreler ve küresel emperyalist yapılarla çetin bir mücadele yürüttüğünü ifade etti. 1993 yılından şehit düştüğü tarihe kadar görev yapan tüm cumhurbaşkanlarını, başbakanları ve dışişleri bakanlarını millî güvenlik konularında defalarca uyardığını belirten Öznur; Çekiç Güç ve ABD’nin bölücü terör örgütü PKK’ya sağladığı lojistik desteğe dikkat çekerek, devleti yönetenlerin Barzani ve Talabani gibi figürlere asla güvenmemesi gerektiğinin altını çizdi.

Yazıcıoğlu’nun, AKP iktidarını da Büyük Orta Doğu Projesi (BOP) kapsamında uyardığını hatırlatan Öznur, Merhum Liderin iç ve dış politikadaki tarihî öngörülerinde ve uyarılarında zamanın hep haklı çıkardığını dile getirdi.

‘TERÖRLE MÜZAKERE DEĞİL, MÜCADELE EDİLİR’
Öznur, Yazıcıoğlu’nun başta BOP ve BİP olmak üzere küresel ölçekli projelere, Oslo görüşmelerine ve PKK açılımlarına kararlılıkla karşı çıktığını ifade etti. Görüşmelerin terör örgütüne meşruiyet kazandırmaktan başka bir işe yaramadığını vurgulayan Öznur, Yazıcıoğlu’nun şu sözlerini hatırlattı:
“Terörle müzakere edilmez, terörle ancak mücadele edilir. PKK çok uluslu bir şirkettir; masaya oturulmaz, taviz verilmez, pazarlık yapılmaz.”

Açıklamada, 2008 yılının Ekim ayında BBP Heyeti olarak Çankaya Köşkü’ne yapılan ziyarette, dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e terörle mücadeleye ilişkin 17 sayfalık kapsamlı bir rapor sunulduğu bilgisi paylaşıldı.

‘Suikast Somut Delillerle Ortadadır’
17 yılı aşkın süredir devam eden mahkeme süreçlerine ve soruşturmalara değinen Öznur, olayın sıradan bir kaza olmadığını, örgütlü bir yapı tarafından gerçekleştirilmiş bir suikast olduğunu söyledi. Ortaya konan raporların, belgelerin ve somut delillerin suikast olgusunu doğruladığını belirten Öznur, dönemin askerî ve sivil bürokrasisini olaya karşı lakayt davranmakla suçladı.

‘YAZICIOĞLU YAŞASAYDI İHANET SÜREÇLERİ YAŞANMAZDI’
Yazıcıoğlu’nun TBMM’de bulunduğu dönemlerde terör örgütüne veya elebaşlarına meşruiyet kazandıracak hiçbir adıma cesaret edilemediğini vurgulayan Hakkı Öznur, sözlerini şöyle tamamladı:
“Muhsin Yazıcıoğlu Meclis’teyken kimse terörist başına ‘sayın’ diyemezdi, ‘umut hakkı’ndan bahsedemezdi, bölücü söylemlerle Meclis kürsüsünü kirletemezdi. Çözüm süreci, Habur rezaletleri, Dolmabahçe Mutabakatı ve Oslo görüşmeleri gibi ülkenin millî güvenliğini tehdit eden adımlar o yaşasaydı atılamazdı. O, millî ve yerli duruşuyla küresel merkezlerin ve iç-dış odakların oyunlarını bozan en büyük engeldi.”





