Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriyeli mevkidaşı Esad Hasan Şeybani ile Ankara’da bir araya gelerek iki ülke arasındaki stratejik projeleri ve bölgesel gelişmeleri değerlendirdi.
Ankara’da gerçekleşen üst düzey görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında, Türkiye ile Suriye arasındaki çok yönlü iş birliği masaya yatırıldı. Görüşmelerde terörle mücadeleden ekonomik ortaklıklara, eğitimden ulaştırma altyapılarına kadar pek çok alanda atılacak somut adımlar ele alındı. Ayrıca Orta Doğu’da tırmanan gerilim ve İsrail’in bölgedeki saldırgan tutumu karşısında ortak duruş sergilenmesi gerektiği vurgulandı.

İKİLİ İLİŞKİLER KURUMSAL YAPIYA KAVUŞUYOR
Dışişleri Bakanı Fidan, iki ülke arasındaki temasların yapısal ortak çalışma grupları ve koordinasyon mekanizmalarıyla düzenli bir şekilde sürdürüldüğünü belirtti. Suriye’nin her geçen gün daha istikrarlı bir yapıya kavuşmasının ikili iş birliğini derinleştirdiğini aktaran Fidan, bu olumlu tablonun bölgesel sahiplenme anlayışıyla yürütülen ortak çabaların bir ürünü olduğunu ifade etti.
Fidan, “Suriye’deki olumlu tablo, bölgesel sahiplenme anlayışıyla hep beraber hayata geçirdiğimiz müşterek gayretlerimizin bir neticesinde olmuştur. Daha önce de zaman zaman altını çizdiğimiz gibi, Türkiye ile Suriye’nin refah ve istikrarını birbirinden ayrı görmemiz mümkün değil. Aramızda sadece 900 küsur kilometrelik bir sınır değil; ortak bir tarih, ortak bir kültür ve ortak bir gelecek var” ifadelerini kullandı.
Türkiye ile Suriye’nin refah ve istikrarının ayrılmaz bir bütün oluşturduğuna dikkat çeken Fidan; Şam, Halep ve Hama gibi kentlerdeki güven ortamının doğrudan Türkiye’deki kentlerde de olumlu etkiler oluşturduğunu kaydetti.
Suriye’deki entegrasyon sürecinin sekteye uğramadan tamamlanmasının Ankara açısından öncelikli bir konu olduğunu bildiren Fidan, ülkedeki tüm silahlı yapıların merkezi ve meşru ulusal idare altında toplanmasının bölgesel huzur için şart olduğunu iletti.

STRATEJİK ULAŞTIRMA HATTI VE EKONOMİK ADIMLAR
İki ülke arasındaki ticaret hacmini yükseltmek adına sınırlardaki geçişlerin kolaylaştırılması, gümrük kapılarının kapasitelerinin artırılması ve bankacılık kanallarının aktif kullanımı için ekiplerin çalışmalarını sürdürdüğü aktarıldı. Türk kamu ve özel sektörünün Suriye’nin altyapı, enerji ve yeniden imar süreçlerine katkı sunmaya hazır olduğu kaydedildi.
Bu kapsamda Türkiye, Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan’ı kapsayan kara yolu ile demir yolu bağlantı projesinin stratejik önem taşıdığı ve liderlerin kararı doğrultusunda bu girişimin en kısa sürede hayata geçirilmesi amacıyla adımların atıldığı bildirildi.
Fidan, “Türkiye, Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan arasında başlattığımız karayolu ve demiryolu bağlantısallık girişimi de bu açıdan fevkalade önemli. Bu stratejik girişimin en kısa zamanda hayata geçirilmesi için çalışmalara başladık ve liderlerimizin aldığı karar neticesinde de devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

EĞİTİM VE SAĞLIK ALANINDA SOMUT PROJELER
Şam’da açılması planlanan Türk okulu için gerekli izin süreçlerinin tamamlandığı ve kurumun yeni eğitim dönemine yetiştirilmesinin hedeflendiği açıklandı. İki ülke ortaklığında bir üniversite kurulması yönündeki faaliyetlerin hız kazandığı duyurulurken, sağlık sektöründeki altyapı çalışmalarının ve hastane projelerinin Sağlık Bakanlığı düzeyinde imzalanan mutabakatlar çerçevesinde sürdürüldüğü ifade edildi.
Bunun yanı sıra Suriye Merkez Bankası’nın Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası nezdinde Türk Lirası hesabı açmasına imkan tanınarak Şam yönetiminin küresel finansal sisteme entegrasyonuna destek sağlandığı belirtildi.

BÖLGESEL RİSKLER VE İSRAİL’İN SALDIRILARI
Bölgesel diplomaside ABD ile İran arasındaki olası müzakere sürecinin memnuniyetle karşılandığı, Hürmüz Boğazı’nın ulaşıma açılması ve kalıcı ateşkesin sağlanması temennisinde bulunulduğu aktarıldı.
İsrail’in Suriye’nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü hiçe sayan eylemlerinin bölge istikrarına en büyük tehditlerden birini oluşturduğunu kaydeden Fidan, uluslararası toplumun 1974 tarihli Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması’na uyulması için İsrail’e gerekli baskıyı yapması gerektiğini vurguladı.
Gazze ve Lübnan’daki insani krize de değinen Fidan, ABD tarafından duyurulan barış planının ikinci aşama yol haritasına rağmen İsrail’in saldırılarını sürdürmesinin Tel Aviv yönetiminin barış niyetinde olmadığını açıkça gösterdiğini belirtti. Mescid-i Aksa’nın tarihi statüsünün korunması amacıyla Amman’da gerçekleştirilen çok uluslu toplantıya dikkat çekilerek, kutsal mekanların koruyucusu konumundaki Ürdün’e verilen desteğin altı çizildi.





