GündemGünün Haberleri

Yazarının sildiği ama akıllardan silinmesi imkansız bir yazı | Ahmet HAKAN Köşe Yazısı


Tarih, beni şaşırtmaktan asla vazgeçmeyen bir alışkanlığa sahiptir. Neredeyse hiç kaybolmaz.

Sadece kendini o kadar zarif bir şekilde sunmayı öğrenir ki modern insanlar buna törensel protokol demeye başlar.

*

Tam da bu yüzden Ankara’daki NATO Zirvesi’nin en büyüleyici sahnesi, müzakere masasının etrafında gerçekleşmedi.

Bu sahne ilk el sıkışmadan hemen önce yaşandı: 21’inci yüzyılın en güçlü askeri ittifakının liderleri, dünyanın en eski bandosu olan mehterin sesiyle Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne girerlerken önlerinde Osmanlı İmparatorluğu’nun farklı yüzyıllarını temsil eden tarihi üniformalı askerler duruyordu.

*

Ne muhteşem bir tarihsel süreklilik hissi!

Savaş sonrası dünyanın sembolü olarak 1949 yılında kurulan bir askeri ittifak, kökenleri 13’üncü yüzyıla uzanan bir askeri geleneğin müziği eşliğinde bir Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na giriyor.

*

Mehter, aslında sıradan bir askeri bando değildi.

Bir silahtı.

Osmanlı orduları Belgrad’a, Konstantinopolis’e, Rodos’a, Mohaç’a veya Viyana’ya doğru ilerlerken duyulan ilk şey, devasa kös davullarının gök gürültüsüydü.

Ardından zurnaların keskin sesi, sonra pirinç trompetler ve zil sesleri geliyordu.

Çünkü müzik, sadece orduya eşlik etmiyordu. Ordunun bir parçasıydı.

Amacı askerleri eğlendirmek değil, savaştan çok önce düşmanı bir imparatorluğun kendilerine doğru ilerlediğine inandırmaktı.

*

Avrupa’nın Osmanlı İmparatorluğu ile karşılaşmasından sonra Batı ordularının kademeli olarak Osmanlı davullarını, zillerini ve “Türk usulü”nü benimsemesi tesadüf değildir.

Bu usul daha sonra Mozart, Haydn ve Beethoven’in müziğinde bile yolunu bulacaktı.

Çünkü bazen tarih bir medeniyeti kılıçla fethetmez.

Bir ritim yeter.

*

Ve tam da bu yüzden bu töreni bu kadar büyüleyici buldum.

Büyük medeniyetlerin her zaman anladığı bir şeyi Türkiye’nin anladığını fark ettiğim için büyüleyici buldum.

Geçmiş bir yük değildir, bir dildir ve o dili konuşmayı bilen uluslar tarihlerini sadece nutuklarla anlatmazlar.

Çünkü bazen birkaç davul vuruşu yeter.

Yazarının sildiği ama akıllardan silinmesi imkansız bir yazı

AÇIK TEŞEKKÜR

– Dünya liderlerinin MEHTER eşliğinde seremoniye katılmasını akıl eden kişiye… YÜREKTEN TEŞEKKÜR.

*

– Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki muazzam KÜTÜPHANEYİ, dünya basınına açma fikrini ortaya atan kişiye… BİNLERCE TEŞEKKÜR.

*

– NATO Zirvesi’nde sürekli Türkiye’nin bir İMPARATORLUK mirasçısı olduğu fikrinin altının çizilmesini öneren kişiye… ÇOK TEŞEKKÜR.

*

– Liderlerin sofralarında Anadolu TÜRK MUTFAĞININ eşsiz lezzetlerinin ikram edilmesi fikrini ortaya atan kişiye… SONSUZ TEŞEKKÜR.

İKİ ESKİ DİPLOMATIN İLGİNÇ HAZIMSIZLIĞI

AHMET EROZAN

 

TESELLİ KABUL ETMEZ BİR MUTSUZ VE ÖFKELİ

Zirveyle ilgili bin cümle kurduysa bini de olumsuz.

Bir tanecik olumlu cümlesi yok adamın.

“Şunu da iyi yaptılar” demiyor, diyemiyor.

Habire kulp takıyor.

Öyle mutsuz ki hiçbir teselli cümlesi işe yaramaz.

Öyle öfkeli ki yatışması imkânsız.

Üstelik eski bir büyükelçi.

Üstelik İYİ Parti gibi sağ bir partinin milletvekili.

Yazarının sildiği ama akıllardan silinmesi imkansız bir yazı

NAMIK TAN

NİHİLİST BİR İRONİYE VURARAK RAHATLIYOR

Trump toplantıya katılmasaydı, “Ne oldu? Dostunuzu getiremediniz, bu mudur sizin gücünüz” falan diye laf sokacaktı.

Trump toplantıya katıldı, bu sefer nihilist bir ironiye vurdu kendisini.

Alay ediyor, küçümsüyor, aşağılıyor.

Sinir krizinin eşiğinde gibi.

O kadar eşikte ki diplomasiden hiç çakmayanlar bile fark edebiliyor hazımsızlığı.

Eski büyükelçi kendisi.

Eski büyükelçiler neden böyle oluyor, bilen var mı?

Yazarının sildiği ama akıllardan silinmesi imkansız bir yazı

 

LİDER EŞLERİNİN PANELİ

Küresel zirve toplantılarında lider eşlerine düşen görevler, genelde şunlar olur:

– Fotoğraf çektirmek.

– Lidere eşlik etmek.

– Çay davetine katılmak.

– Turistik yerlerde dolaşmak.

*

Ankara’daki NATO Zirvesi’nde Emine Erdoğan, lider eşlerine çizilen bu çerçevenin dışına çıktı.

Lider eşlerini bir masa etrafında topladı.

Konusu “Çocuklar, Teknoloji ve Güvenlik” olan bir panel düzenledi.

Bu panelde lider eşleri, konuyla ilgili görüşlerini anlattılar.

*

Küresel bir zirvede lider eşlerinin de fikirleriyle, önerileriyle, birikimleriyle sahne almasını sağlayan Emine Erdoğan’a tebrikler.

 Yazarının sildiği ama akıllardan silinmesi imkansız bir yazı

YOBAZLIK NEDİR YOBAZ KİME DENİR

Yeditepe Üniversitesi’nde bir öğrenci, “Emir olunduğun gibi dosdoğru ol” ayetinin yazılı olduğu bir pankart açmış.

*

Salondakiler nasıl da rahatsız oluyorlar bu pankarttan.

Kaldırılmasını istiyorlar, önüne geçip kapatmak için çırpınıyorlar, engellendiğinde alkışlıyorlar

*

Bu rahatsızlığın nedeni “dosdoğru olmak” tavsiyesi değil tabii. Rahatsızlığın nedeni söz konusu tavsiyenin Kuran’dan alınması.

*

Yobazlık nedir? İşte budur. Yobaz kime denir? İşte bunu yapanlara denir.

Yazarının sildiği ama akıllardan silinmesi imkansız bir yazı

Related posts

Günlük ev yemeği menüsü (7 Temmuz 2026)

admin

NATO Zirvesi sonrası İsrail basınından çarpıcı Erdoğan yorumu: Türkiye’yi bölgesel süper güce dönüştürmeye başladı

admin

Süper Lig fikstür çekiminde olay! Fenerbahçe, Galatasaray’ın elini sıkmadı

admin

Leave a Comment