Araştırmacı-Yazar Hakkı Öznur, BBP Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindekilerin hayatını kaybettiği sürece ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Dönemin Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ı ve bakanlığa bağlı kurumları sert bir dille eleştiren Öznur, olayın ardından yürütülen arama-kurtarma ve adli süreçlerde büyük ihmal ve usulsüzlükler yapıldığını savundu.

“Enkaz Bölgesine Gitmedi, Seçim Çalışması Yaptı”
Açıklamasında arama-kurtarma çalışmaları sırasında yaşananlara değinen Öznur, Alperenlerin dağlarda liderlerini aradığı günlerde dönemin Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın Erzincan’da seçim çalışmaları yürüttüğünü ve oy peşinde koştuğunu ifade etti. Binali Yıldırım’ın Kahramanmaraş’taki kriz merkezine gelmediğini ve Kızılöz’deki merkeze bir kez bile uğramadığını belirten Öznur, Yıldırım’ın olaya başından itibaren ciddiyetle yaklaşmadığını ve süreci sulandıran açıklamalarda bulunduğunu kaydetti.

“Bakanlık Bürokratları Bile Yıldırım’ı Suçluyor”
Devam eden mahkemelerdeki sanıkların, tanıkların ve sunulan belgelerin Binali Yıldırım ile Ulaştırma Bakanlığı’nı işaret ettiğini dile getiren Öznur, bakanlık bürokratlarının dahi ifadelerinde emir ve talimatları Binali Yıldırım’dan aldıklarını belirttiklerini bildirdi. Birçok mensubu yargılanan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün şüpheli kurumların başında geldiğini vurgulayan Öznur; Ulaştırma Bakanlığı’na bağlı ilgili kurumların ihmal ve kusurlarının, belgelerde tahribat yaptıklarının ve sahte evrak düzenlediklerinin soruşturma dosyalarına yansıdığını ifade etti.

“DDK Raporu Yok Sayıldı, Dosya Kapatılmaya Çalışıldı”
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün talimatıyla Devlet Denetleme Kurulu’nun (DDK) olayı incelediğini ve 24 Ocak 2011’de yayımladığı raporda ihmal, kusur ve şüpheleri tek tek sıraladığını hatırlatan Öznur, Binali Yıldırım’ın bu rapordan ciddi rahatsızlık duyduğunu belirtti. DDK’nın en yetkili denetim organı olmasına rağmen yok sayıldığını vurgulayan Öznur, Yıldırım’ın raporun ardından “Kazadan kaza çıkarmayın” şeklinde açıklamalarda bulunarak raporu hafife aldığını aktardı. Ulaştırma Bakanlığı’nın düzmece bir rapor hazırlayarak olayı “pilotaj hatası” ve “küçük bir kaza” şeklinde sunup dosyayı kapatmaya çalıştığını savundu.

“Kaza Kırım Ekibinin Eğitimi ve Belgesi Yoktu” Olay yerinde inceleme yapan Kaza Kırım Heyeti’ne ilişkin çarpıcı detaylar paylaşan Öznur, devlet kurumlarında usulüne uygun bir “Kaza Soruşturma Kurulu” oluşturulmadığını, yetkisiz ve belgesiz kişilerin göreve getirildiğini dile getirdi.

Kaza Kırım Heyeti Başkanı Ferudun Seren’in 21 Şubat 2019’da Göksun’daki duruşmada verdiği ifadeye dikkat çeken Öznur, Seren’in “Kaza kırım tarihi itibarıyla bizim ekip olarak herhangi bir kaza kırım eğitimimiz, belgemiz yoktu” dediğini hatırlattı. Heyetin elim olaydan sonra Amerika’ya giderek belge aldığını belirten Öznur, enkaz bölgesindeki cihazların sökülmesi ve ELT cihazının Ankara’ya getirilerek delillerin karartılması süreçlerinde Binali Yıldırım’ın bu ekibi koruyup sahip çıktığını iddia etti.
Soruşturma ve Yargılama Süreci Devam Ediyor
Öznur, delilleri karartma, sahte tutanak ve örgüt üyeliği suçlamalarıyla 2011’de tutuklanıp 2012’de tahliye edilen, ardından Temmuz 2026’da tekrar gözaltına alınıp serbest bırakılan isimlerin yıllar sonra mahkemelerde sanık yerine tanık olarak dinlendiğini ifade etti. Temmuz 2026 itibarıyla bu isimlerin yeniden cinayet ve örgüt soruşturmasının şüphelileri konumuna geldiğini belirten Öznur, süreci yürüten siyasi aktörlerin Muhsin Yazıcıoğlu davasının aydınlatılmasını istemediklerini sözlerine ekledi.





