
Çocuklar…
Odatv’de bizimkiler iki kez yazdı, uyardı; “Özgür Bey grup toplantılarını çok uzatıyor.”
Sonra geçen hafta baktım, Özgür Bey konuşmalarını kısaltacağını açıkladı. Oh dedim içimden, ne iyi yapmış…
Bakın çocuklar ben bu siyasilerin konuşmalarıyla çok ilgiliyim, kafayı taktım….
Lakin sadece konuşma süresiyle değil, bambaşka tarafıyla ilgileniyorum.
Bakın çocuklar siyaset değişti.
Gazetecilik değişti.
Teknoloji çok gelişti.
Ama maşallah bizim siyasetçiler hâlâ eski dünyanın alışkanlıklarıyla hareket ediyor.
Eskiden bir genel başkanın röportaj vermesi başlı başına olaydı.
Randevu alınırdı, haftalarca beklenirdi.
Röportaj yapılır gazetenin manşeti olurdu.
Siyasetçiye ulaşmak zordu.
Şimdi ise tam tersi…
SİYASETÇİ HER YERDE
Görüyorsunuz çocuklar siyasiler sabah X’te konuşuyor…
Öğlen grup toplantısında konuşuyor…
Bitmiyor, Meclis koridorunda konuşuyor…
Sonra basın toplantısında konuşuyor …
E toplantılarda konuşuyor..
O da yetmiyor akşam televizyonda konuşuyor…
YouTube’ta, Facebook’ta konuşuyor…
Podcast’te de konuşuyor….
Ertesi gün aynı tur yeniden başlıyor.
Eee çocuklar… Böyle olunca bir de medyaya iki saatlik röportaj verince ne değişiyor? Vatandaş yeni ne öğreniyor?
Ben söyleyeyim. Hiçbir şey! Sadece aynı cümleleri bu kez başka fonda dinliyor.
İşte bence asıl sorun burada…
ARTIK KOLAY ULAŞILIYOR
Bakın çocuklar eskiden gazetecinin en büyük gücü siyasetçiye ulaşabilmesiydi. Bugün siyasetçiye ulaşamayan mı var?
Telefonunu açıyor… Canlı yayına giriyor…
Artık ulaşmak mesele değil. Mesele, durdurabilmek.
Çocuklar dünyanın iyi gazeteciliği de zaten buraya evrildi.
Batı’da gazetecinin değeri, siyasetçiyi konuşturmasından değil, hazırlığından geliyor. Röportaja saatlerce, bazen günlerce hazırlanılıyor; araştırma ekipleri dosya hazırlıyor; geçmiş konuşmalar taranıyor.
Bu sebeple siyasinin konuşmasını rahat kesebiliyor: “Bir dakika…” “Geçen yıl böyle demiştiniz…” “Bu rakam doğru değil…” “Bu belgeyi nasıl açıklıyorsunuz?”
İşte röportaj o anda başlıyor…
Bizde ise çoğu zaman tam tersi oluyor.
Gazeteci ilk soruyu soruyor sonra mikrofonu bırakıyor.
Siyasetçi konuşuyor da konuşuyor…
En sonunda da “Çok güzel röportaj oldu” deniyor.
Olmaz çocuklar. Bu röportaj değil.
Bu, siyasetçinin kendi yayınını başka bir logoyla yeniden yapması.
Şimdi gelelim Özgür Bey’e…
İKİ SAATLİK RÖPORTAJ
Geçen gün bir siyaset muhabiri ile sohbet ediyorum.
“Özgür Bey’le iki saat röportaj yaptık” dedi. İçimden “Eee” dedim.
Haklı da çıktım, dün röportajı yayınladılar içinde yeni tek cümleyi bırakın kelime yoktu.
Hep aynı; Türkiye’de röportajların önemli bir bölümü hâlâ şu mantıkla ilerliyor:
“Ne düşünüyorsunuz?” “Mesajınız nedir?”
“Şunu nasıl değerlendiriyorsunuz?”
Oysa siyasetçi bunları zaten her gün kendi hesabından açıklıyor.
Bakın çocuklar, bu yeni çağın sorunu bilgi eksikliği değil. Bilgi fazlalığı!
İnsanlar artık yeni bilgi aramıyor. Yeni anlam arıyor.
Bir sır daha vereyim…
Siyasetçinin en değerli sermayesi artık sesi değil.
Sessizliği…
Herkesin konuştuğu yerde konuşmak marifet değildir.
Marifet, herkes sustuğunda sözü beklenen kişi olabilmektir.
Ben bugünlerde şunu görüyorum:
Eskiden siyasetçiler gazetecileri arardı. Şimdi gazeteciler siyasetçileri değil, siyasetçiler mikrofonu arıyor.
İşte bütün mesele de burada…
Odatv.com





