Amerika Birleşik Devletleri 1846-1848 yılları arasında yaşanan Meksika-Amerika Savaşı’nın ardından Arizona, California, Nevada, Utah, Colorado ve New Mexico’nun büyük bölümünü topraklarına kattı. Ancak bu yeni bölgeler, Amerika için büyük bir sorun anlamına geliyordu. Geniş çöller, sarp dağlar ve kurak arazilerle kaplı bu topraklarda askerî birlikleri hareket ettirmek, mühimmat ve erzak taşımak oldukça zordu.
Demiryolunun henüz ulaşmadığı bu coğrafyada atlar ve katırlar uzun mesafeli çöl yolculuklarında beklenen performansı gösteremiyordu. Amerikan ordusu, zorlu arazi şartlarında kullanılabilecek daha dayanıklı bir taşıma hayvanı aramaya başladı.
Çözüm ise yüzyıllardır çöllerin en güçlü taşıyıcılarından biri olarak kullanılan develer oldu.
AMERİKA ÇÖZÜMÜ OSMANLI’DA ARADI
1855 yılında Kaptan Henry C. Wayne başkanlığındaki Amerikan heyeti, U.S. Supply gemisiyle Osmanlı Devleti’ne geldi. Amaçları, Amerika’nın güneybatısındaki askerî ve lojistik faaliyetlerde kullanılmak üzere deve satın almaktı. Amerikan heyeti, Sultan Abdülmecid’den bu konuda yardım istedi. Padişah tarafından kabul edilen talep üzerine Osmanlı Devleti, Amerikalılara deve temini konusunda destek verdi. Sultan Abdülmecid yalnızca izin vermekle kalmadı, üç deveyi de ayrıca hediye etti. Amerikalılar da, gösterilen bu yakınlığa teşekkür etmek amacıyla İzmir Valisi’ne dört tüfek armağan etti.
U.S. Supply gemisi 15 Şubat 1855 tarihinde 33 deve ve sekiz bakıcıyla birlikte Amerika’ya doğru yola çıktı. 1857 yılında aynı gemiyle ikinci bir deve seferi daha gerçekleştirildi. Bu seferlerle birlikte toplam yaklaşık 75 deve Amerikan ordusunun hizmetine girdi.

Böylece, Amerikan tarihinde ilk deve birliği kurulmuş oldu.
İZMİRLİ HACI ALİ’NİN AMERİKA MACERASI BAŞLADI
Develerle Amerika’ya giden sekiz kişi arasında en tanınan kişi Hacı Ali oldu. Osmanlı topraklarında yaşayan İzmirli bir Rum olan Hacı Ali, daha sonra Müslümanlığı seçmiş ve hacca gitmişti. Bu nedenle kendisine “Hacı Ali” adı verilmişti.
1856 yılında 22 yaşında Amerika’ya ayak bastı. 14 Mayıs 1856’da U.S. Supply gemisiyle Teksas’a ulaşan Hacı Ali, ağustos ayında deve sürüsüyle birlikte San Antonio’nun kuzeybatısında bulunan Camp Verde’ye geldi. 25 Ekim 1856 tarihinde yaptığı sözleşmeye göre Amerikan ordusunda deve sürücüsü olarak çalışacak ve aylık 15 dolar maaş alacaktı. Kısa sürede develer konusundaki bilgisi ve tecrübesi sayesinde adından söz ettirmeye başlamış ve kendini sevdirmişti ancak bir problem vardı. Amerikalılar ismini telaffuz edemiyorlardı… Bu yüzden “Hacı Ali” ismi zamanla “Hi Jolly” oldu.

DEVELER HERKESİ ŞAŞIRTTI
Amerikan ordusu kısa sürede deve kullanımının avantajlarını görmeye başladı. İlk denemelerden birinde Camp Verde’den San Antonio’ya yulaf taşınması gerekiyordu. Altışar katırdan oluşan üç araba aynı yükü taşımak için kullanılırken, Hacı Ali’nin yönettiği altı deve aynı görevi çok daha kısa sürede tamamladı.
Katırlar yükü beş günde ulaştırırken, develer aynı mesafeyi iki günde aldı.
Bu başarı, Amerikan ordusunun deve projesine olan güvenini artırdı. Hacı Ali artık yalnızca bir deve sürücüsü değil, Amerikan ordusunun çöl şartlarındaki en önemli rehberlerinden biri haline oluyordu.

OSMANLI DEVELERİYLE AMERİKA ÇÖLLERİNDE BİR EFSANE
Hacı Ali’nin yönettiği develer, Amerikan ordusunun beklentilerinin çok üzerine çıkan bir başarı gösteriyordu. Çöl şartlarında dayanıklılıkları, uzun süre susuz kalabilmeleri ve ağır yükleri taşıyabilmeleri, onları dönemin en önemli ulaşım araçlarından biri haline getirmişti.
Bu başarının ardından Hacı Ali, Amerikan Ordusu subaylarından Edward Fitzgerald Beale ile birlikte zorlu bir keşif yolculuğuna çıktı. Görevi, Arizona’dan California sınırına kadar uzanacak bir araba yolunun geçeceği güzergâhları belirlemekti. Yaklaşık dört ay süren bu yolculuk, Amerikan ordusu açısından büyük önem taşıyordu. Çünkü daha önce geçilmesi neredeyse imkânsız görülen bölgelerde develer sayesinde ilerleme sağlanıyordu.
Hi Jolly ve develeri, yalnızca yük taşımakla kalmıyor, aynı zamanda yeni yolların açılmasında da önemli rol oynuyordu.
DEVELER SAVAŞTA DA KULLANILDI
Amerikan Deve Birliği’nin başarısı yalnızca taşıma görevleriyle sınırlı kalmadı. Bir taşıma kervanı Mohave Kızılderili grubunun saldırısına uğradığında Amerikan birliği, askerlerini develere bindirerek karşı saldırıya geçti. Develer sayesinde hareket kabiliyeti kazanan birlik, saldırıyı püskürtmeyi başardı. Bu olay, develerin Amerikan ordusu için yalnızca bir yük hayvanı değil, zorlu arazi koşullarında askerî avantaj sağlayan bir araç olduğunu gösterdi.
Hi Jolly’nin liderliğindeki deve birliği, 1861 yılına kadar başarıyla görev yaptı ancak Amerika’nın kaderini değiştiren başka bir olay, bu projenin de sonunu getirdi.
AMERİKAN İÇ SAVAŞI DEVE PROJESİNİ BİTİRDİ
1861 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde İç Savaş başladı. Savaşla birlikte ordunun değişen öncelikleriyle yeni askerî ihtiyaçlar ortaya çıktı. Ardından deve projesi önemini kaybetmeye başladı. Amerikan ordusunun kurduğu deve birliği dağıtıldı. Develerin bir kısmı sirklere ve maden şirketlerine devredildi, bazıları doğaya bırakıldı ve yerlilerle avcıların hedefi haline geldi, bazıları hayvanat bahçelerine gönderildi. Kalanların bir kısmı 1.945 dolar karşılığında elden çıkarıldı.
Hİ JOLLY AMERİKA’DA KALDI
Deve projesinin sona ermesinin ardından Hacı Ali ülkesine dönmedi.

Amerika’nın güneybatısında yaşamını sürdürdü. Deve sürücülüğü, rehberlik ve yük taşımacılığı yaparak hayatını devam ettirdi. Ancak Amerika için yıllar boyunca çölleri aşan, askerî birliklere yol gösteren ve zorlu görevlerde bulunan Hacı Ali, yaşlandıkça yalnızlaştı.
Bir zamanlar Amerikan ordusunun önemli isimlerinden biri olan Hi Jolly, ilerleyen yıllarda ekonomik sıkıntılarla mücadele etmek zorunda kaldı. Hastalandı, yoksulluk hayatını zorlaştırdı. Hacı Ali hastanede gün geçtikçe güçten düşüyordu.
Eski dostları onun durumuna kayıtsız kalmadı. Amerikan ordusuna yıllarca hizmet eden Hacı Ali için aylık 15 dolarlık bir emekli maaşı bağlanması amacıyla başvuru yaptılar.
Ancak bu talep reddedildi. Gerekçe ise Hacı Ali’nin Amerikan ordusunda kadrolu asker değil, sözleşmeli çalışan olmasıydı. Böylece Hacı Ali, 1856 yılından itibaren katıldığı askerî görevlerin ve yaptığı hizmetlerin resmî kayıtlarda dikkate alınmadığını acı şekilde öğrenmiş oldu. Sağlığı ve umudu her geçen gün azalıyordu.
SON YOLCULUĞU ARİZONA ÇÖLÜ’NE OLDU
1902 yılına gelindiğinde Hacı Ali’nin yanında yalnızca birkaç katır kalmıştı. Arizona’nın küçük çöl kasabası Quartzsite’a geldi. Burası onun son durağı olacaktı. Kendisine küçük bir kulübe edindi ve hayatının kalan bölümünü burada geçirmeye başladı. Ancak çöl, onun son tanığı oldu.
16 Aralık 1902 tarihinde Arizona ile Colorado Nehri arasındaki eski bir çöl yolunda cansız bedeni bulundu. 74 yaşındaydı. Üzerinden çıkanlar yalnızca kırk sent değerinde üç gümüş sikke ve bir paket tütün oldu. Bir zamanlar Amerikan ordusu için çöllerde develerle ömrünü geçiren adamın cansız bedeni çölün ortasında bulunduğunda, vücudunun bir kısmı çöl kumlarıyla kaplıydı ve Hacı Ali’nin kolları uzun süre önce ölmüş olan bir devenin boynuna sarılıydı.
Hacı Ali ölümünün ardından Quartzsite kasabasındaki mezarlığa defnedildi.
OSMANLI DEVELERİYLE AMERİKA ÇÖLLERİNDE BİR EFSANE
Hacı Ali’nin ölümü, Arizona’da kısa sürede duyuldu. 24 Aralık 1902 tarihli The Arizona Sentinel gazetesi, ölüm haberini “Hi Jolly Gone” (Hi Jolly Gitti) başlığıyla okuyucularına duyurdu. Ardından The San Francisco Call ve The Arizona Republican gazeteleri de yıllarca Amerikan çöllerinde görev yapan bu sıra dışı deve sürücüsünün ölümünü haber yaptı.
Ancak Hacı Ali, hayata veda ettiğinde hâlâ sıradan bir mezara sahipti. Quartzsite kasabasındaki küçük mezarlığa defnedilmişti. Bir dönem Amerikan ordusunun en zorlu görevlerinde yer alan, keşif yollarında ilerleyen ve çöl şartlarında askerlere rehberlik eden bu adamın değeri yıllar sonra daha iyi anlaşılacaktı.
33 YIL SONRA GELEN ANIT
1935 yılında Quartzsite Mezarlığı’nın önünde bir yol yapımı gerçekleştiriliyordu. Arizona Karayolları Departmanı’ndan James L. Edwards, bu çalışma sırasında Hacı Ali’nin hikâyesini yeniden gündeme getirdi. Edwards, Hacı Ali için özel bir anıt mezar tasarladı. Anıt, piramit şeklindeki bir kaidenin üzerine yerleştirilen bakırdan yapılmış bir deve figüründen oluşuyordu. Bu deve, yalnızca bir hayvanı değil; Hacı Ali’nin hayatını, Amerika çöllerindeki mücadelesini ve Osmanlı’dan Amerika’ya uzanan sıra dışı yolculuğu simgeliyordu.
Nogales International gazetesinin haberine göre, anıt mezarın açılışı 5 Ocak 1936 tarihinde düzenlenen törenle yapıldı. Törende konuşan tarihçi Elizabeth Toohey, Hacı Ali’nin hayatına dikkat çekti. Toohey, Amerikan hükümetinin yalnızca develeri kaderine terk etmekle kalmadığını, ülkeye büyük hizmetler veren deve sürücüsü Hacı Ali’nin de yaşamının son dönemlerinde yalnız bırakıldığını ifade etti. Hacı Ali’nin tedavisinin reddedildiğini, yoksulluk içinde yaşamaya zorlandığını ve hak ettiği değeri göremediğini vurguladı.

ANITTA HACI ALİ’NİN VE TOPSY’NİN İZLERİ
Anıt mezara, Hacı Ali ve dönemine ait belgeler de yerleştirildi. Bakır kutular içerisinde saklanan bu belgelerin yanında, 1856 yılında Hacı Ali ile birlikte Amerika’ya gelen ve 1934 yılında Los Angeles Hayvanat Bahçesi’nde 80 yaşında ölen Topsy adlı devenin külleri de yerleştirildi. Böylece yıllar sonra, Amerika’ya birlikte gelen deve ve sürücüsü yeniden aynı yerde buluştu.
Anıtın kaidesine yerleştirilen plakette ise Hacı Ali’nin hayatı şu sözlerle anlatıldı:
“Hi Jolly’nin son kampı. 1828’de Suriye civarında doğdu. 16 Aralık 1902’de Quartzsite kasabasında öldü. 10 Şubat 1856’da bu ülkeye geldi. Deve sürücüsü, paketleyici ve kılavuz olarak 30 yıldan fazla Birleşik Devletler Hükümeti’ne doğrulukla hizmet etti”
Bugün Arizona’daki Quartzsite Mezarlığı’nda bulunan Hi Jolly Anıtı, bölgenin en çok ziyaret edilen noktalarından biri olarak varlığını sürdürüyor.
Her yıl 10 Ocak’ta Hacı Ali adına festival düzenleniyor.

HİKAYESİ SANAT DÜNYASINA TAŞINDI
Onun hikâyesi zaman içinde Amerikan kültürünün bir parçası haline geldi. Yazar Jim Kjelgaard tarafından 1959 yılında Hi Jolly adlı roman kaleme alındı. Radyo programlarına konu oldu. Bunlardan biri, develerin hikâyesini anlatan Develer Geliyor adlı programdı. Hacı Ali figürünün yer aldığı ilk sinema filmi ise 1954 yılında çekilen Southwest Passage (Güneybatı Geçidi) adlı western filmi oldu. Amerika dışında da ilgi gören Hacı Ali’nin hikâyesi, Avrupa’da yayımlanan ünlü çizgi roman serisi Red Kit’in sayfalarına da taşındı.

“Hi Jolly, Camel Driver” adlı beste, Amerikan Batısı’nın en bilinen ve söylenen eserlerinden biri haline geldi. Şarkı ilk kez 1962 yılında, New Christy Minstrels grubunun solisti Randy Sparks’ın Ramblin adlı albümünde yer aldı ve daha sonra birçok sanatçı tarafından seslendirildi.
ARİZONA ÇÖLÜNDE YAŞAMAYA DEVAM EDEN BİR HİKAYE
Hacı Ali’nin hayatı, yıllar sonra belgesellere de konu oldu. Yönetmenliği ve hikâyesi Mert Türkoğlu’na ait olan “Hacı Ali” belgeseli, Amerikan tarihine yön veren bu sıra dışı ismin hayatını anlattı. Belgesel, 21 Şubat 2018 tarihinde Arizona’nın Quartzsite kasabasında izleyiciyle buluştu.
Bugün Hacı Ali’nin hikâyesi, Osmanlı ile Amerika arasında kurulmuş sıra dışı bir bağın simgesi olarak anlatılıyor. Bir zamanlar Amerika’nın uçsuz bucaksız çöllerinde develeriyle ilerleyen İzmirli bir adam, yıllar sonra Arizona’nın ortasında bir efsaneye dönüştü. Onun hikâyesi, yalnızca bir deve sürücüsünün hayatı değil; uzak iki coğrafyanın, iki kültürün ve tarihin beklenmedik bir kesişme noktası olarak yaşamaya devam ediyor.
Arizona çölünde yükselen bakır deve heykeli ise hâlâ aynı hikâyeyi anlatıyor:
Osmanlı’dan gelen bir deveci, Amerika’nın batısında unutulmaz bir iz bıraktı.
Asya Güçlü
Odatv.com





